Haliç Tatil ve Turizm
Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul´un Avrupa tarafını
bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve
Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada
toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin
kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç´in
ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans
ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu
sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz
yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir. Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.
Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa
tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa´nın ikinci
eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile
kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür.
Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların
tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet
devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile
çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki
Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir
yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir
yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları
ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı... Sonra cadde boyunca
sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri... Taksim
meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve
gecelerine yeniden kavuşmuştur.
Avrupa ve Asya´yı ayıran Boğaz´da Karadeniz´e doğru geleneksel ve
unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış
sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları
geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller,
taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı
köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar... Boğaz´ı görmenin
en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine
binmektir. Eminönü´nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret
ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak
devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir
biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa
düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan
yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500´ü aşkın caminin
sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla
bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul´un
sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile
"Mavi Cami" diye anılan Sultanahmet Camii´ni mutlaka görmelisiniz.
Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş
olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu
yapı, Hz. İsa´yı, Hz. Meryem´i ve imparatorları tasvir eden nefis
mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi
seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir.
Kanuni Sultan Süleyman´ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa
edilmiştir.