Finike Tatil ve Turizm
Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle,
doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile
tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti
kalıntıları ile ilgi görmektedir.Finike M.Ö. 5. yy. da Aykırıçay (Arykandos) ağzında Phoinikos adıyla kurulmuştur. Finike adının bölgeyi ticaret merkezi olarak kullanan Fenikelilerden geldiği sanılmaktadır. Bölgenin başkenti Limyra´ nın tarım ürünleri ihracatının gerçekleştirildiği bir liman olarak bilinmektedir.
Alanya-Antalya karayolunun 22. km’sinde Avsallar kasabası var. Avsallar
kasabasıyla başlayan ve Alara çayına kadar devam eden bölge, denize
kadar inen çam ve sedir ağaçları ve altın renkli kumsalıyla Alanya’nın
diğer bölgelerinden ayrılıyor.
Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin
sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil
merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası´nın üzerinde
bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu
Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi
ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.
Antalya´nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında
kurulmuştur. Antalya´dan Alanya yönüne giden yolda Aksu´dan kuzeye
dönülür ve 2 km. sonra Perge´ye ulaşılır. Deniz kıyısında bulunmadığı
için Korsanların baskı ve yağmalarından uzak kalmıştır. Bu nedenle
gelişme sürecinde duraklamalar görülmez. Kuruluşu İ.Ö. 1200 yılındadır.
İ.S. 334 yılında Side gibi Perge de Büyük İskender ile antlaşma
yapmıştır. Böylece kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır. Helen, Roma
ve Bizans dönemini yaşamıştır. 15000 kişilik tiyatrosu İ.S II. yüzyılda
yapılmıştır.
Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk
Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir
uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz´in en güzel ve temiz
kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca,
antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar,
kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.
Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde,
şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş
Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam
seferler yaparlar.
Üsküdar´dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz
sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan
viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı
barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer
yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal
koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon
ve oteller mevcuttur.
Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi bir çok
uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde. M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin
kalıntılarına Ağva´ ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün. Kalemköy´
de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı köyünde,
3.yy. sonu - 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe´ de
bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli
buluntulardır. Ağva´ya 14. yüzyılın ikinci yarısında Konya, Karaman ve
Balıkesir´den gelen Türkmen boylarını yerleştiği söylenmektedir.
Bugünkü Ağvalılar da aynı Türkmen boylarının çocukları olarak biliniyor.
Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri
olan Ortaköy Osmanlı Dönemi´nden beri ilgi çeken bir yerleşim
merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye,
Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy,
çarşısı ve içindeki seyyar "entel pazarı", hediyelik eşya dükkanları,
kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve
alışveriş merkezlerinden birisidir.
Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların
önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet
meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii,
Hippodrome, Dikilitaş gibi tarihi eserlerle çevrilidir.
Tarabya´dan sonraki virajdan Boğaziçi´nin Karadeniz´e kavuşması ilk
defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve
şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır.
Büyükdere´den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri
geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır. 